21 Ağustos 2015 Cuma

Saç Dökülmesinin Sebepleri - Kalıcı Nedenler
Sağlıklı yetişkin bir insanın günde yaklaşık 100-150 saçının dökülmesi normaldir. Bu saçın yaşam döngüsünün bir parçasıdır. Özellikle uzun ve kıvırcık ya da dalgalı saçları olan insanlar banyo sonrası saçlarını tararken bir kaç saç teli görünce paniğe kapılmamalı. Ancak saçlarınız bu sayıdan, yani günde yüz yüzeli telden daha fazla dökülmeye başladıysa o zaman sebeplerini araştrmaya başlayabilirsiniz. Bir önceki yazımda saç dökülmesinin geçici sebeplerinden bahsetmiştim. Bu yazıda ise saç dökülmesine sebep olan kalıcı sebeplerden, yada hayat tarzınızla alakalı olmayan, kontrolünü elinizde tutamayacağınız sebeplerden bahsedeceğim. Her rahatsızlıkta olduğu gibi saç dökülmesinde de altta yatan sebepleri keşfetmek en etkili mücadele yolunu seçebilmek için en kritik adımdır.

1 - Aile tarihi (Kalıtsal sebepler)

Erkeklerde alında ve kafanın tepesinde açılma, kadınlarda ise genel olarak saçların seyrelmesi şeklinde görülen saç dökülmesi genellikle genetk sebeplere bağlıdır. Saç dökülme hızını ve şiddetini arttıran ve azaltan çevresel faktörler olsa da gerçekten de kaderinizde saç dökülmesi olabilir. Bu konuda yapabileceğiniz hemen hemen tek etkili mücadele eninde sonunda saçınızın döküleceğini kabullenmek ve bunu yavaşlatmak için gerekenleri yapmaya başlamaktır.

2 - Radyasyon terapisi

Genellikle kanser hastalarına uygulanan radyoterapi kimi zaman geçici kimi zaman ise kalıcı saç kaybına sebep olabilir. Geçici kayıplarda saç farklı şekillerde (önceden düzken sonradan dalgalı, örneğin) ya da farklı bir tonda çıkabilir. Kimi zaman ise radyo terapi saç köklerine kalıcı zarar verdiği için saç kaybınız kalıcı olabilir.

3 - Saç bakımı

Kuaförünüz saç kaybınızdan sorumlu olabilir. Çok sıkı topuzlar saç köklerinizn üzerine sürekli yük binmesine ve kalıcı şekilde zarar görmesine yol açabilir. Aynı şekilde perma gibi uygulamalar (çok şükür fazla yaptıran kalmadı, ya tekrar moda olursa) saç derisinde ve saç köklerinde skar dokusunun oluşmasına ve dolayısıyla da saç kaybına, hem de kalıcı saç kaybına neden olabilir.

4- Kronik hastalıklar

Kimi kronik rahatsızlıklar klıcı saç kaybının nedeni olabilir. Diyabet (şeker) hastaları saç seyrelmesinen müzdarip olabilirler. Aynı şekilde çok daha nadiren rastlansa da bir bağışıklık sistemi hastalığı oln lupus da saç dökülmesine sebep olabilir.

Kalıcı saç dökülmesine tam anlamıyla iyi gelen bir çözüm malesef henüz daha keşfedilmedi. Ancak öncelikle saçlarınızın geçici bir sebeple mi yoksa kalıtımsal nedenlerle mi döküldüğünü anlamak süreci geri çevirmek ya da yavaşlatmak için yapmanız gereken ilk müdaheledir. 

18 Haziran 2015 Perşembe

Saç Dökülmesinin Sebepleri -1 Geçici Saç Dökülmesi
Hem kadınlar hem de erkekler saçlarının dökülmesinden haklı olarak korkarlar. Kellik genelde erkekler ile ilişkilendirilse de kadınlar da kel kalmasalar bile saçlarının seyrelmesinden ölesiye korkarlar. Peki saçlarımız neden dökülüyor biliyor muyuz? Eğer saçlarımızın dökülmesine sebep olan faktörleri ortaya çıkartabilirsek o zaman dökülmeye karşı uygulayacağımız yöntemleri de daha iyi belirleyebiliriz.

Saç dökülmesi kimi durumlarda geçici olabileceği gibi çoğu zaman kalıcıdır. Geçici saç dökülmesine sebep olan faktörler ortadan kaldırıldığında dökülen saçların büyük kısmı geri kazanılabilir. Kalıcı saç dökülmesine sebep olan faktörler rol oynuyorsa o zaman saç dökülmesine iyi gelen yiyecekler ve bitkisel çözümlere baş vurmak gerekebilir. En kötü ihtimalle saç ekimi gibi tıbbi müdaheleler ile kellikle mücadele etmek gerekir.

Geçici Saç Dökülmesinin Sebepleri

Fiziksel Stres: Her türlü fiziksel travma, hastalık, ameliyat, kronik yorgunluk, hatta grip bile geçici saç dökülmesine yol açabilir. Bu duruma tıp dilinde telogen effluvium ismi verilir. Her saç telinin üç aşamadan oluşan bir yaşam dönüsü vardır. Büyüme, dinlenme, ve dökülme. Her saç teli önce büyüme evresini geçirir. Belirli bir maksimum uzunluğa ulaşır. Bu uzunlukta bir süre devam eder ve daha sonra saç teli kökten beslenmez ve çeşitli fiziksel şekillerde dökülür. Bu döngüde büyüme ve dinlenme evreleri ne kadar uzun olursa saçlarınız da o kadar sağlıklı olur. Fiziksel stres bu döngüyü kısaltır ve saç telinin dökülme (shedding) evresine daha çabuk geçmesine neden olur. Fiziksel problemler çözüldüğünde yeni saç telleri tekrar daha uzun olan döngüsüne geri döner.

Duygusal Stres: Ya da genel olarak stres. Stres yaratan durumların ya da kronik strese sebep olan yaşam tarzının (strese sebep veren işlerde çalışmak, problemli aşk ve aile ilişkileri, problemli çocuklar, v.b.) saç dökülmesine sebep olduğu uzun zamandır bilinen bir olgu. Aslında cümle tam anlamıyla doğru değil. Uzmanlar stresin saç dökülmesine sebep olduğunu değil var olan dökülme problemini arttırdığını düşünüyor. Yani stresliyim diye kafanızdaki o çalı süpürgesinin yok olacağından korkmanıza gerek yok. Eğer stres seviyenizi düşürebilirseniz saç dökülme probleminiz de azalacaktır. Gerçi stresi azaltmak için saça gelene kadar daha iyi sebepleriniz de olmalı :)

Hamilelik: Aslında kadınların yaşadığı saç kaybı hamileleik sırasında değil de doğumdan sonra gerçekleşir. Dünyanın en güzel mucizesi olsa da doğum oldukça travmatik bir olaydır. Eğer bebeğiniz doğduktan sonra saç kaybı yaşarsanız bir kaç ay içerisinde normale döneceğini bilmek stres yaşamadan bu dönemi geçirmenize faydalı olacaktır. Bu arada, hamileleik sırasında önemli mineral ve vitaminler bakımından yeteri kadar iyi beslenmiyorsanız hamilelik sırasında da saç kaybı yaşayabilirsiniz. Bu durumda hemen doktorunuza haber vermelisiniz. saçlarınıza zarar verecek bir mineral eksikliği bebeğinizi de etkileyebilir. 

Çok Fazla Vitamin A: Vitaminler de tüm diğer mineraller ve gıda maddeleri gibi gereğinden fazla alındığında zararlı olabilir. Suda çözülen kimi vitaminler, örneğin C vitamini, doz aşımı yaşamanın oldukça zor olduğu vitamin türlerindendir. Fazla alınan C vitamini kısa zamanda vücuttan atılır. Ancak A vitamini C vitamini kadar kısa sürede atılmaz. Eğer zaten A vitamini bakımından zengin bir beslenme düzeniniz varken A vitamini de içeren vitamin hapları ya da destekleyici ürünler kullanıyorsanız saçlarınız seyrelmeye başlayabilir. Bu geçici bir durumdur ve fazla A vitamini almaktan vazgeçtiğinizde saç dökğlmesi de duracaktır. Ancak şimdi korkuya kapılıp da diyetinizden A vitamini söküp atmayın. Cinsiyet ve vücut tipinize göre ihtiyacınız kadar A vitamini almaya devam etmelisiniz. Sadece abartmayın, yeter.

Protein Eksikliği: Saç eninde sonunda işlenmiş proteindir diyebiliriz. Eğer yeteri kadar protein almıyorsanız vücudunuz saç büyümesini durdurarak kısıtlı proteini daha hayati işlevler için kullanmaya başlayabilir. Bu durumda saç kaybı kaçınılmaz olur. Bu durum ile genelde vejateryen ya da vegan hayat tarzına yeni adım atanlar karşılaşır. Hayavansal proteini diyetlerinden çıkartır ancak yerine yeteri kadar bitkisel protein koymayabilirler. Bitkisel protein kaynakları aslında hiç de az olmamasına rağmen tüketilmesi gereken miktar konusunda kafa karışıklığı yaşanabilir. Düzgün ve doğru planlanmış bir vegan diyet protein açısından eksik değildir. O yüzden et yemekten vazgeçtiğinize hemen lanet etmeyin. 

Anemi: Demir eksikliği anemisi belki de en kolay tedavi edilen saç dökülme sebebidir. Demir eksikliği giderildiğinde, yani anemi problemi ortadan kalktığında saç kaybı da ortadan kalkar, eğer tek sebep anemi ise elbette. Bu konuda yapmanbız gereken tek şey bir kan testi ile demir seviyenizin yeterli olup olmadığını görmek, demir eksikliği anemisi yaşıyorsanız demir bakımından zengin bir beslenme tarzı benimsemeniz. Anemiye iyi gelen yiyecekler yazımızı okuyarak bu konuda ilk adımı atabilirsiniz. Eğer ciddi akut demir eksikliğiniz varsa demir haplarını kullanmak zorunda kalabilirsiniz.

29 Mayıs 2015 Cuma

Saç Dökülmesine Bitkisel Çözümler 2
Genellikle erkekler ama giderek artan bir hızda kadınların da şikayetçi olduğu bir konudur saç dökülmesi. Tıp şu ana kadar saç dökülmesinin önüne geçecek sihirli çözümü üretmeyi beceremedi ancak saç dökülmesini azaltmak ve kimi zaman da kaybedilmiş saçların tekrar çıkmasını sağlamak için başvurabileceğimiz çeşitli bitkisel çözümler var. Blogda daha önceki bir yazımda saç sağlığı için yememniz gereken beş yiyecek hakkında bir şeyler karalamıştım. Bunu takip eden bir yazıda ise saç dökülmesine karşı soğan suyu kürü'nün faydalarından bahsetmiştim. Bu kadar popüler bir konuda birden fazla yazı yazmak gerekeceği için tüm bu yazıalrın kısa özetlerini içeren bir Saç Bakımı sayfası hazırladım ki tek bir kalemde saç dökülmesine iyi gelen yiyecekler hakkında yazdığım yazılara ulaşabilesiniz. Bu yazıda ise bir kaç bitkisel kürden daha bahsedecğiz.

Saç dökülmesinin onlarca belki de yüzlerce sebebi var. Ancak Amerikan Dermatoloji Akademisi'ne göre başta gelen sebepler şunlar: beslenme bozuklukları, yetersiz saç bakımı, tiroid bezi problemleri, anemi, kemoterapi başta olmak üzere çeşitli ilaçların kullanımı. Erkeklerde saç dökülmesinin hızlı ve daha yaygın olmasının sebebi testosteron. Hemen kendinize demek gibi benim erkeklik gücüm fazla diye pay çıkartıp züğürt tesellisine sığınmayın. Saç dökülmesinin sebebi testosteronun fazla olması değil kandaki testosteron hormonunun bünye tarafından dihidrotestosteron'a dönüştürülmesi. Eğer bu dönüşümü azaltır ya da yavaşlatırsanız testistleriniz testosteron pompası gibi çalışsa da saçlarınız dökülmüyor, tam aksi durumda ise kadınlarda bile süratli saç dökülmesine rastlanabiliyor. Şimdi isterseniz bu dönüşümü yavaşlatan bir kaç bitkisel çözümden bahsedelim.

Isırgan Otu

Isırgan otunun pek çok sağlık problemine iyi geldiği biliniyor. Bunlardan birisinin de saç dökülmesi olduğunu söylesek ne dersiniz? Süper hemen ısırgan otlu börek yiyeyim diye atlamayın. Birtakım faydalı özellikleri pişince ortadan kalkıyor. O yüzden zeytinyağı ile birlikte saç bakım ürünü olarak kullanacaksınız. Nasıl mı? Önce bir demet ısırgan otunun yapraklarını güzelce yıkadıktan sonra zeytinyağı dolu bir kavanoza koyuyoruz. Kapağını hava almayacak şekilde kapatıyoruz. yağ yaprak oranı çok önemli değil ama olabildiğince çok yaprak koymanız üreteceğiniz bakım yağının daha yoğun olmasını sağlar. Ağzı iyice kapatılmış kavanozu güneş almayacak bir yerde üç hafta dinlendiriyoruz. Üç hafta sonra elde ettiğimiz yağı saç derimize uyguluyoruz. ısırgan otunun bünyesindeki doğal hormonlar testosteronun dihidrotestosterona dönüştürülmesini engelliyor ve saç derisine olan kan dolaşımını arttırarak saç büyümesini stimüle ediyor.

Biberiye

Hemen yemeklere kurutulmuş biberiye katmaya başlamayın. Kuşburnunun faydalı olması için zeytinyağı ile birlikte kullanılmasında fayda var. En güzel uygulama taze biberiye yapraklarının zeytinyağı ile karıştırılarak hazırlanan yağın saç derisine sürülmesine dayanıyor. Aynen ısırgan otunda olduğu gibi taze biberiye yaprakları zeytinyağı dolu bir kavanoza koyulup hava almayacak şekilde kapatılır. Serin ve gölge bir yerde iki-üç hafta bekletilir. Elde edilen yağlı solüsyon saç derisine her banyodan önce uygulanır.


Aloe Vera

Eğer hazırladığınız Isırgan ya da Biberiye yağını üç hafta bekleyecek sabrınız yoksa Aloe Vera içeren bir saç bakım ürünü ile terapiye başlayabilirsiniz. Aloe Vera saç derisine olan kan dolaşımını arttırarak saç sağlığını ve saç büyümesini korumaya yardımcı olur. Aloe Veralı ürünler saçın ve saç derisinin pH dengesinin korunmasına da yardım eder. Eğer saksıda aloe vera yetiştirecek kadar bitki severseniz o zaman bir kaç ufak saksıda yetiştireceğiniz aloe veranın etli yapraklarını ezerek elde edeceğiniz kremi de saç maskesi olarak uygulayabilrisiniz. Sonuçta aloe vera bizim coğrafyanın doğal ürünü olmasa da her derde deva bir bitki olarak sürekli ulaşabilceğimiz kadar bol ve ucuz sayılır.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Saç Dökülmesine iyi Gelen Bitkisel Çözüm -1
Bir önceki yazımızda Saç Sağlığı için Beş Yiyecek önermiştim. Bu öneriler sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmanıza yardım etmek amacını taşıyordu. Ancak diyelim ki saçlarınız ufak ufak dökülmeye başladı ve siz de buna doğal bir çözüm arıyorsunuz. İnternette her gün karşınıza organik ve bitkisel olduğunu iddia eden onlarca saç dökülmesi ilacı reklamı çıkıyor. Televizyonda her bahar saç bakımı ile ilgili ürünlerdeki reklam patlaması başınızı döndürüyor. Ama hangi ürüne güveneceğinizi bilmiyorsunuz çünkü akıllı ve şeytani pazarama taktiklerine kurban gitmek istemiyorsunuz. Sonuçta tüm bu reklamı yapılan ürünler para kazanmak için pazarlanıyor. Ancak tüm bu ürünler kısmen de olsa sizin de ulaşabileceğiniz doğal (ve çok daha düşük maliyetli ) ürünler kullanılarak hazırlanıyor. Klinik çalışmalar için konuşamam ancak hemen hemen tüm sağlık ürünlerinin doğal karşılıkları var. Yeter ki nerede bulcağımızı, ve nasıl kullanacağımızı bilelim.

Bu yazıda saç dökülmesine iyi gelen bir kaç bitkisel doğal kürden bahsedeceğim. Umarım işinize yarar.

Saç Dökülmesine Karşı Soğan Suyu Kürü

Soğan sadece göz yakması ve yemeklere tat vermesi ile ünlü değil. Soğanın saç dükülmesine iyi geldiği uzun zamandır biliniyor. Ancak 2002 yılında prestijli tıp dergisi Journal of Dermatology'de yayınlanan bir makale ile bu kocakarı kürünün işe yaradığı bilimsel bir özellik de kazandı. Bu makalede detayları verilen çalışmaya göre soğan suyu kullanılarak yapılan tedavi kürünün uygulandığı gönllülerin yüzde 74'ünde yeni saç teli büyümesi gözlendi. Peki soğanın bu denli faydalı olmasının sebebi ne? Soğan bol miktarda sülfür (kükürt) içeriyor. Kükürt saç köklerinin canlanmasına ve kafa derisine olan kan akışının artmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda soğan içerdiği anti-oksidanlar ve antibakteriyel özellikleri ile saç derisindeki enfeksiyonların da önüne geçmeye yardımcı oluyor.

Peki soğan suyu kürünü nasıl hazırlıyoruz? Çok basit. 

a - Orta boy bir kuru soğanın suyunu sıkın. Bunu meyve sıkacağında da yapabilirsiniz ama eğer meye sıkacağınızın soğan kokmasını istemiyorsanız rendenin ince tarafında soğanı rendeleyin. Rendelenmiş soğanı ince delikli bir süzgeçten geçirin. İşte size soğan suyunuz.

b - Kuru saçınıza soğan suyunu uygulayın. Soğan suyunu saç derinize masaj yaparak uygularsanız faydasını arttırırsınız. Bu saç maskesi başınızda yaklaşık olarak yarım saat duracak.

c - Yarım saat sonra saçınızı durulayın ve şampuanlayın. Dikkat: Durulama ve şampuanlama suyunuz ılık olmalı. Özellikle sıcak suyl durulama yapmayın. Soğan suyunun kokusu saçınıza sinebilir. Şampuaı da çok sıcak olmayan suyla yapın.

d - Bu kürü haftada en az iki defa olmak üzere iki ay uygulayın. Eğer soğan suyu sizin çözümünz ise bu kadar zamanda bir takım farklar görmeniz gereklidir.

Not: Unutmayın ki saç dökülmesinin pek çok sebebi vardır. Bunlardan birisi de genetik yatkınlıktır. ne yaparsanız yapın saç dökülmesini engelleyemeyebilirsiniz. Bir takım hastalıklar ve bağışıklık sistemi zayıflığı ve aşırı stres saç dökülmesini hızlandırır. Burada önerilen çözümlerin faydalı olabilmesi için mutlaka saç dökülmesinin altında yatan sebebin de azaltılması ya da ortadan kaldırılması gereklidir.

Önemli NOT: Burada yayınlana tavsiyeler doktorunuzun tavsiye ettiği çözümün yerine geçmek için değil tıbbi çözümleri desteklemek için verilmektedir. Hiç bir bitkisel kürü önce doktorunuza danışmadan uygulamayın, hali hazırda kullandığınız tedavi yöntemini terk etmeyiniz.  

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Sağlıklı Saçlar İçin 5 Yiyecek

Parlak Sağlıklı Saçlar İçin Somon

salmon filets

Somon'un sırrı tam bir Omega-3 deposu olmasında yatıyor. Omega-3 vücudumuzun hastalıklarla mücadele etmesine yardımcı oluyor ama aynı zamanda sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmamıza da etki ediyor. Omega-3 bedenimiz tarafından sentezlenemediği için mutlaka dışarıdan alınması gerekiyor ve Somon başta olmak üzere yağlı balıklarda ziyadesiyle mevcut. Dolayısıyla bol bol Somon tüketmek sadece bağışıklık sisteminize iyi gelmekle kalmayacak aynı zamanda saçlarınızın da sağlıklı ve parlak görünmesine yardımcı olacak.

Süzme Yoğurt

Süzme yoğurt tam bir protein deposu olmakla kalmıyor aynı zamanda zengin bir B5 vitamini kaynağı. B5 (diğer adıyla pantotenik asit) kafa derisine olan kan akışını arttırıyor. Kimi araştırmalar düzenli yoğurt tüketmenin saç dökülmesini bile yavaşlatabileceğini gösteriyor. Elbette sadece yoğurttan sağlıklı saçlar için bir mucize yaratmasını beklememek gerek. Yine de şunu hatırlatalım pek çok cilt bakımı ve saç bakımı ürününün içindekiler kısmında pantetonik asitin yer alması boşuna değil. İşte size mucize yiyecek yoğurdu daha fazla tüketmek için bir neden daha.

Saç Kırılmasına Karşı Ispanak 

Çoğumuz saçlarımızın uçlarında meydana gelen kırıklardan şikayet ederiz. Saç kırılmasının en önemli sebeplerinden birisi saçlarımızın yeteri kadar yüksek oranda rutubet tutamaması. Pek çok diğer koyu yeşi,l yapraklı sebze gibi ıspanak da  içerdiği vitaminler ve mineraller ile sağlıklı saçlara sahip olmamıza yardım eder. A vitamini, C vitamini, beta karoten, ve demir kaynağı olan ıspanak gerçek anlamda bir saç dostudur. Eğer ıspanak sevmiyorsanız maydonoz tüketiminizi arttırmanızı da tavsiye edebiliriz. Hem ıspanak ile aynı vitamin ve minerallere sahip hem de çiğ olarak tüketilebiliyor olması daha fazla yararlı içeriğin sistemimize ulaşmasını sağlar.

Guava

İyi gelen yiyecekler tavsiyesi verip de biraz ukalalık yaparak egzotik meyvelerden örnek vermemek olmaz. Pek çoğumuzun günlük diyetinde olmayan bu tropik meyve tam bir C vitamini deposu. C vitamini ise sağlıklı bir vücut için olmazsa olmaz. 100 Gram guava'da tam 377 miligram C vitamini bulunuyor. Günlük almamız gereken minimum miktarın neredeyse dört katı! Eğer günlük diyetiniz C vitamini bakımından yeteri kadar zengin değilse ve büyük değişiklikler yapmak istemiyorsanız her sabah kahvaltısında yarım guavayı mideye indirin ve gün boyu C vitamini ihtiyacınızı karşılayın. Tropik lezzetinin de hoşunuza gidecek oluşu bonus olsun!

Tarçın ile dolaşıma turbo

Saç dökülmesinin en önemli sebeplerinden birisi dolaşım yetersizliği. Saç köklerine yeteri kadar kan gidemediğinde oksijensiz kalan hücreler zamanla ölüyorlar. Vücudumuzun ilginç bir tasarruf önlemi oalrak uyguladığı bu taktik bize kalıcı saç dökülmesi olarak geri dönüyor. Tarçın dolaşımı, özellikle kılcal damarlara ulaşan oksijeni desteklediği için dolaylı olarak kafa derisi ve saç sağlığımıza da yardımcı oluyor. sabah kahvenizi bir tutam tarçınla tatlandırmak, sütlü tatlılara azıcık ekleyivermek çok da büyük fedakarlıklar sayılmaz.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Basura Ne İyi Gelir?
Hemoroid (ya da bize daha tanıdık gelen ismiyle basur) pek çok insanın yaşam kalitesini düşüren, ağrılı bir rahatsızlıktır. Değişik düzeylerde olmak üzere yetişkin nüfusun önemli bir kısmı sürekli olarak ya da dönem dönem basur ağrılarından şikayet eder. Teknik olarak basur anüs ve rektum bölgesindeki toplar damarların şişmesi ile meydana gelir.


Kaşıntı, ağrı ve tuvalete çıkıldığında artan sızı ve zorlanma ve zaman zaman kananma ile kendini gösterir. 50 yaşın üstündeki yetişkinlerin yaklaşık oalrak yarısında basur semptomları gözlenir. Basur ilaç ve merhem ile sempomatik tedaviye cevap verir, ileri vakalarda ameliyat yöntemi kullanılarak soruna daha kalıcı çözüm üretilir. Fazla ileri olmayan vakalarda doğru beslenme, çeşitli terapik özelliği olan bitkisel çözümler ve yeterli sıvı tüketimi ile uzun süre kontrol altında tutulabilir. Bu yazımızda basurun sebeplerinden ve basura iyi gelen yiyeceklerden bahsedeceğiz. Bir sonraki yazımızda ise hemoroide iyi gelen bitkisel çözümlerden bahsedecek ve çok ağır olmayan vakalarda cerrahi müdaheleye gerke kalmadan ve fazla ağrı sızı çekmeden uzun süre yaşamak için yapılması gerekenlerden bahsedeceğiz.

Basur sebepleri

Basura sebep olabilecek pek çok etken vardır. Bunların başında lif bakımından yetersiz beslenme, uzun süre hareketsiz şekilde oturma, kronik sinir sistemi rahatsızlıkları, obezite, gebelik, yetersiz sıvı tüketimi gelir. Et ağırlıklı beslenen insanlarda daha sık rastlanır ve rahatsızlığın seyri daha ağırdır. Hepimizin bildiği, ve zaman zaman hissettiği üzere aşırı baharat tüketimi de basura neden olan ve basur belirtilerini arttıran sebeplerin başında gelir. Aslına bakarsanız genel olarak düzensiz ve dengesiz beslenme genel olarak basur sebeplerinin başında gelir ve ne kadar dengeli beslenirsek hemoroidden de o kadar uzak durmayı becerebiliriz.

Basuru Olanların Tüketmesi Gereken Yiyecekler

Yoğurt: Kabızlık basuru olan hastaların en büyük düşmanıdır. Basur ve kabızlık bir araya geldiğinde tuvaletinze Godzilla girmiş gibi hissedersiniz ve bir daha asla dışarı çıkamayacağınızı zannedersiniz. Bu yüzden kabızlığa iyi gelen her yiyecek dolaylı yoldan basura da iyi gelir. Yoğurt ve kefir içerdikleri probiyotikler sayesinde doktorların sindirim sistemi florası dediği sindirime yardımcı olan mikroskopik canlıların oranını düzenler. Sağlıklı sindirim demek daha az kabızlık demektir, daha az kabızlık ise daha hafif geçen hemoroid anlamına gelir.



Meyve sebze: Taze sebze ve meyveler pek çok diğer açıdan da tüketimi konusunda titiz davranmamız gereken yiyeceklerdir. Özellikle lif bakımından zengin sebze ve meyveleri daha sık tüketmek bir yandan gerekli vitamin ve mineraller bakımından zayıf kalmamızı engellerken bir yandan da içerdikleri yüksek lif oranı sayesinde dışkının düzenli ve doğru yumuşaklıkta olmasını sağlar. Lif bakımından zengin sebze meyveler arasında başlıca elma, armut, enginar, yeşil yapraklı sebzeler, avokado sayılabilir.

Basuru Olanların Tüketmesi Sakıncalı Olan Yiyecekler

Basuru sakinleştrien yiyecekler olduğu gibi basuru azdıran yiyecekler de vardır. Bunlardan uzak durmak hemoroid probleminin daha hafif yaşanmasını sağlayabilir. 

Kafein içeren içecekler: Kafein (ve tein içeren çay) içeren içecekler deüretik etkileri ile sindirim sisteminden suyun çekilip idrar oalrak dışarı atılmasına sebep olurlar. Sıvı oranı azalan bağırsaklar da haliyle dışkının daha sert olmasına sebep olur ve kabızlığa yol açabilir (ya da kabızlık problemini arttırabilir). Kahve aynı zamanda mushil etkisi de gösterdiği için tuvalete gitme düzeninizi de bozabilir. Kafeinli içeceklerin yarattığı ilk izlenim daha sık tuvalete gitmemize sebep oldukları için basura da iyi gelecekleri yönündedir ancak uzun vadede etkileri tam tersi yönde olur. Hemoroid sorunu olanlar kahve, çay, yeşil çay ve kolalı içecekleri azaltmalıdır.

Sodyum içeren (tuzlu) yiyecekler: Tuzlu yiyecekler tansiyonun geçici ve sürekli olarak yükselmesine neden olurlar. Damarların içinde kan basıncı yükseldiğinde hali hazırda şişmiş olan rektal ve anüs bölgesindeki toplardamarlar daha fazla şişer ve hemoroid ağrılarının artmasına sebep olur. Bunun sonucunda bir yandan basur ağrıları artarken bir yandan da kanamalar ağırlaşabilir.

Hemoroid ile ilgili genel tavsiyeler

  • Sıvı tüketiminize dikkat edin. Susuz kalmak hem kabızlığa sebep olur hem de damarlar üzerinde basıncın artmasına yol açarak basuru azdırır.
  • Aşırı baharat ve protein ağırlıklı beslenmekten kaçının. Lif oranı yüksek yiyeceklere önem verin.
  • Hareketsizlik basurun başlıca sebeplerindendir, elinizden geldiğince düzenli egzersiz yapın
  • Bütün gün oturarak çalışıyorsanız kendinizi her yarım saatte bir ya da saat başlarında yerinizden kalkarak bir kaç adım atmaya alıştırın. 





12 Mayıs 2014 Pazartesi

Astıma iyi gelen yiyecekler
Astım tedavisi olan bir hastalık değildir. Akciğerlerimizdeki hava yollarının yani bronşların çeşitli sebeplerle infalmmasyonu sonucu nefes almada zorluk şeklinde kendini gösterir. Allerjenler başta olmak üzere çeşitli sebepleri vardır. Daha ayrıntılı bir astım yazısı yazmam gerekecek ama şimdi bir uvertur olarak astım hastalarının dietlerinde mutlaka olması gereken yiyeceklerden bahsedeceğim. Bunu astım hastalarının uzak durması gereken yiyecekler izleyecek. Daha sonra ise sakin kafayla biraz daha nüanslı astımla baş etmek için edinmemiz gereken alışkanlıklar, hayat stili değişiklikleri üzerine bir ya da iki yazı daha yazacağım. Kısacası bu yazı ile ufak bir yazı dizisinin başlangıcını yapıyoruz.



İlk cümlede de yazdığım gibi astım tedavisi olan bir hastlaık değil. Eğer astım hastsıysanız bütün hayatınız boyunca değişen şiddetlerde astım krizleri yaşamınızın bir parçası olacak. Ancak astım kizlerini azaltmanın ve daha hafif geçmelerini sağlamanın çeşitli yolları var. Doktoronuzun yazacağı ilçalara ek olarak diyetinizde yapacağınız ufak tefek değişiklikler de astımlı bir hasta olarak hayat kalitenizin daha yüksek olmasını sağlayacak.

Omega 3

Omega 3 yağ asitlerinin iyi gelmediği bir şey var mı acaba? Omega - 3 eksikliği çekenlerin, ya da Omega 3 bakımından yeteri kadar zengin bir deiete sahip olmayan insanların astıma yakalanma ve daha ağır astım krizleri geçirme ihtimalinin daha fazla olduğu bilimiyor. (1) Omega 3 eksikliğinin astım ile ne ilişkisi olduğu tam oalrak bilinmese de Omega 3 bakımından zengin bir diyet ile beslenen bireyler astıma daha az yakalanıyor. Gerçi astımın genel olarak sebebi bilinmediği için (bu konuda daha zonra kendi başına bir yazı gelecek) çok da önemi yok. Kısacası omega 3 içeren gıdaları tüketmek astım açısından faydalı olacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir nokta omega 3 çoğu zaman omega 6 da içeren yiyeceklerde bol miktarda bulunuyor ve Omega 6 enflamasyon (inflammation) arttırıcı bir etkiye sahip. Örneğin deniz ürünlerinde omega 3 oranı yüksek. Ancak her balık omega 6 / omega 3 dengesi bakımından aynı derecede sağlıklı değil. Örneğin yağda satılan konserve ton blaığının O6/O3 oranı 13:1 iken taze ya da donmuş somonun omega 6 / omega 3 oranı 0:1. Yani somon hemen hemen hiç omega 6 içermiyor. Normal günlük diyetimizi için ideal O6/O3 oranı hakkında değişik tavsiyeler olsa da 4:1 oranının prtalama Japon ailesinin diyetine çok yakın olduğu biliniyor ki kalp ve damar hastalıkları bakımından Japonya en sağlıklı ülkelerden birisi. (2)


Astım hastalarına tavsiye edilen bazı yiyecekler

Pek çok kuruyemiş de omega asitleri bakımından zengin. Ancak pek çok kuruyemiş daha çok omega 6 içeriyor. Omega 3 dengesi için önereceğimiz yemiş ise cevizden başkası değil. Omega 3 dengesi için ne kötü kuruyemiş ise kabak çekirdeği. (Omega 6/Omega 3 oranı 108:1)

Şimdi burada durup bir açıklama yapmak gerek. Omega 3 bakımından zengin bir diyet sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmazlardan. Ancak astım kesin çözümü olmayan ancak idare edilebilen bir hastalık ve diyetinizi ne kadar mükemmel olursa olsun astımdan omega 3 ya da başka bir yiyecek ile kurtulmak mümkün değil. Kısacası astıma iyi gelen yiyecekler var ancak astımı iyileştiren iyiyecekler malesef yok.

Omega 3 bakımından zengin yiyecekler arasında deniz ürünlerinin yanında ceviz, badem, flaks çekirdeği ve flaks yağı, balık yağı, balık yumurtası, fesleğen, kekik, asma yaprağı (salamura da olur), brokoli var. (tam liste için kaynak (3)). 

Bunun yanı sıra antioksidanlar vücudun direncini arttırıp metabolizmanın işleyişini düzenlediği için genellikle astım için iyi gelen yiyecekler arasında bol antioksidan içerenler de bulunur. Yeşil sebze meyveler, deniz ürünleri, beta kraoten içeren canlı renkli meyveler astım için tavsiye edilen yiyecekler arasında. Kafein ve tein geçici olarak bronşlarda genişlemeye sebep olduğu için genellikle astım krizi belirtilerini azaltır. Elbette ilacınızın yerini tutmaz ama astım krizi sırasında eğer yanınızda ilaç yoksa sıcak ve taze pişirilmiş kahve buharı krizi daha hafif atlatmanızı sağlayabilir. 

Ek olarak özellikle C ve E vitaminleri bakımından eksiklik yaşamamak, magnezyum ve selenyumca zengin bir beslenme düzeni oturtmak da astımla olan savaşınızda size yardımcı olacak önlemler. Astım konusunda yazmaya deva edeceğim. Bir sonraki yazımız astıma iyi gelmeyen, astımlıların uzak durması gereken yiyecekler üzerine olacak.
Kaynakça

(1) http://www.webmd.com/asthma/guide/asthma-diet-what-you-should-know
(2) http://en.wikipedia.org/wiki/Ratio_of_fatty_acids_in_different_foods
(3) http://nutritiondata.self.com/foods-000140000000000000000-1.html