25 Mayıs 2015 Pazartesi

Saç Dökülmesine iyi Gelen Bitkisel Çözüm -1
Bir önceki yazımızda Saç Sağlığı için Beş Yiyecek önermiştim. Bu öneriler sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmanıza yardım etmek amacını taşıyordu. Ancak diyelim ki saçlarınız ufak ufak dökülmeye başladı ve siz de buna doğal bir çözüm arıyorsunuz. İnternette her gün karşınıza organik ve bitkisel olduğunu iddia eden onlarca saç dökülmesi ilacı reklamı çıkıyor. Televizyonda her bahar saç bakımı ile ilgili ürünlerdeki reklam patlaması başınızı döndürüyor. Ama hangi ürüne güveneceğinizi bilmiyorsunuz çünkü akıllı ve şeytani pazarama taktiklerine kurban gitmek istemiyorsunuz. Sonuçta tüm bu reklamı yapılan ürünler para kazanmak için pazarlanıyor. Ancak tüm bu ürünler kısmen de olsa sizin de ulaşabileceğiniz doğal (ve çok daha düşük maliyetli ) ürünler kullanılarak hazırlanıyor. Klinik çalışmalar için konuşamam ancak hemen hemen tüm sağlık ürünlerinin doğal karşılıkları var. Yeter ki nerede bulcağımızı, ve nasıl kullanacağımızı bilelim.

Bu yazıda saç dökülmesine iyi gelen bir kaç bitkisel doğal kürden bahsedeceğim. Umarım işinize yarar.

Saç Dökülmesine Karşı Soğan Suyu Kürü

Soğan sadece göz yakması ve yemeklere tat vermesi ile ünlü değil. Soğanın saç dükülmesine iyi geldiği uzun zamandır biliniyor. Ancak 2002 yılında prestijli tıp dergisi Journal of Dermatology'de yayınlanan bir makale ile bu kocakarı kürünün işe yaradığı bilimsel bir özellik de kazandı. Bu makalede detayları verilen çalışmaya göre soğan suyu kullanılarak yapılan tedavi kürünün uygulandığı gönllülerin yüzde 74'ünde yeni saç teli büyümesi gözlendi. Peki soğanın bu denli faydalı olmasının sebebi ne? Soğan bol miktarda sülfür (kükürt) içeriyor. Kükürt saç köklerinin canlanmasına ve kafa derisine olan kan akışının artmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda soğan içerdiği anti-oksidanlar ve antibakteriyel özellikleri ile saç derisindeki enfeksiyonların da önüne geçmeye yardımcı oluyor.

Peki soğan suyu kürünü nasıl hazırlıyoruz? Çok basit. 

a - Orta boy bir kuru soğanın suyunu sıkın. Bunu meyve sıkacağında da yapabilirsiniz ama eğer meye sıkacağınızın soğan kokmasını istemiyorsanız rendenin ince tarafında soğanı rendeleyin. Rendelenmiş soğanı ince delikli bir süzgeçten geçirin. İşte size soğan suyunuz.

b - Kuru saçınıza soğan suyunu uygulayın. Soğan suyunu saç derinize masaj yaparak uygularsanız faydasını arttırırsınız. Bu saç maskesi başınızda yaklaşık olarak yarım saat duracak.

c - Yarım saat sonra saçınızı durulayın ve şampuanlayın. Dikkat: Durulama ve şampuanlama suyunuz ılık olmalı. Özellikle sıcak suyl durulama yapmayın. Soğan suyunun kokusu saçınıza sinebilir. Şampuaı da çok sıcak olmayan suyla yapın.

d - Bu kürü haftada en az iki defa olmak üzere iki ay uygulayın. Eğer soğan suyu sizin çözümünz ise bu kadar zamanda bir takım farklar görmeniz gereklidir.

Not: Unutmayın ki saç dökülmesinin pek çok sebebi vardır. Bunlardan birisi de genetik yatkınlıktır. ne yaparsanız yapın saç dökülmesini engelleyemeyebilirsiniz. Bir takım hastalıklar ve bağışıklık sistemi zayıflığı ve aşırı stres saç dökülmesini hızlandırır. Burada önerilen çözümlerin faydalı olabilmesi için mutlaka saç dökülmesinin altında yatan sebebin de azaltılması ya da ortadan kaldırılması gereklidir.

Önemli NOT: Burada yayınlana tavsiyeler doktorunuzun tavsiye ettiği çözümün yerine geçmek için değil tıbbi çözümleri desteklemek için verilmektedir. Hiç bir bitkisel kürü önce doktorunuza danışmadan uygulamayın, hali hazırda kullandığınız tedavi yöntemini terk etmeyiniz.  

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Sağlıklı Saçlar İçin 5 Yiyecek

Parlak Sağlıklı Saçlar İçin Somon

salmon filets

Somon'un sırrı tam bir Omega-3 deposu olmasında yatıyor. Omega-3 vücudumuzun hastalıklarla mücadele etmesine yardımcı oluyor ama aynı zamanda sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmamıza da etki ediyor. Omega-3 bedenimiz tarafından sentezlenemediği için mutlaka dışarıdan alınması gerekiyor ve Somon başta olmak üzere yağlı balıklarda ziyadesiyle mevcut. Dolayısıyla bol bol Somon tüketmek sadece bağışıklık sisteminize iyi gelmekle kalmayacak aynı zamanda saçlarınızın da sağlıklı ve parlak görünmesine yardımcı olacak.

Süzme Yoğurt

Süzme yoğurt tam bir protein deposu olmakla kalmıyor aynı zamanda zengin bir B5 vitamini kaynağı. B5 (diğer adıyla pantotenik asit) kafa derisine olan kan akışını arttırıyor. Kimi araştırmalar düzenli yoğurt tüketmenin saç dökülmesini bile yavaşlatabileceğini gösteriyor. Elbette sadece yoğurttan sağlıklı saçlar için bir mucize yaratmasını beklememek gerek. Yine de şunu hatırlatalım pek çok cilt bakımı ve saç bakımı ürününün içindekiler kısmında pantetonik asitin yer alması boşuna değil. İşte size mucize yiyecek yoğurdu daha fazla tüketmek için bir neden daha.

Saç Kırılmasına Karşı Ispanak 

Çoğumuz saçlarımızın uçlarında meydana gelen kırıklardan şikayet ederiz. Saç kırılmasının en önemli sebeplerinden birisi saçlarımızın yeteri kadar yüksek oranda rutubet tutamaması. Pek çok diğer koyu yeşi,l yapraklı sebze gibi ıspanak da  içerdiği vitaminler ve mineraller ile sağlıklı saçlara sahip olmamıza yardım eder. A vitamini, C vitamini, beta karoten, ve demir kaynağı olan ıspanak gerçek anlamda bir saç dostudur. Eğer ıspanak sevmiyorsanız maydonoz tüketiminizi arttırmanızı da tavsiye edebiliriz. Hem ıspanak ile aynı vitamin ve minerallere sahip hem de çiğ olarak tüketilebiliyor olması daha fazla yararlı içeriğin sistemimize ulaşmasını sağlar.

Guava

İyi gelen yiyecekler tavsiyesi verip de biraz ukalalık yaparak egzotik meyvelerden örnek vermemek olmaz. Pek çoğumuzun günlük diyetinde olmayan bu tropik meyve tam bir C vitamini deposu. C vitamini ise sağlıklı bir vücut için olmazsa olmaz. 100 Gram guava'da tam 377 miligram C vitamini bulunuyor. Günlük almamız gereken minimum miktarın neredeyse dört katı! Eğer günlük diyetiniz C vitamini bakımından yeteri kadar zengin değilse ve büyük değişiklikler yapmak istemiyorsanız her sabah kahvaltısında yarım guavayı mideye indirin ve gün boyu C vitamini ihtiyacınızı karşılayın. Tropik lezzetinin de hoşunuza gidecek oluşu bonus olsun!

Tarçın ile dolaşıma turbo

Saç dökülmesinin en önemli sebeplerinden birisi dolaşım yetersizliği. Saç köklerine yeteri kadar kan gidemediğinde oksijensiz kalan hücreler zamanla ölüyorlar. Vücudumuzun ilginç bir tasarruf önlemi oalrak uyguladığı bu taktik bize kalıcı saç dökülmesi olarak geri dönüyor. Tarçın dolaşımı, özellikle kılcal damarlara ulaşan oksijeni desteklediği için dolaylı olarak kafa derisi ve saç sağlığımıza da yardımcı oluyor. sabah kahvenizi bir tutam tarçınla tatlandırmak, sütlü tatlılara azıcık ekleyivermek çok da büyük fedakarlıklar sayılmaz.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Basura Ne İyi Gelir?
Hemoroid (ya da bize daha tanıdık gelen ismiyle basur) pek çok insanın yaşam kalitesini düşüren, ağrılı bir rahatsızlıktır. Değişik düzeylerde olmak üzere yetişkin nüfusun önemli bir kısmı sürekli olarak ya da dönem dönem basur ağrılarından şikayet eder. Teknik olarak basur anüs ve rektum bölgesindeki toplar damarların şişmesi ile meydana gelir.


Kaşıntı, ağrı ve tuvalete çıkıldığında artan sızı ve zorlanma ve zaman zaman kananma ile kendini gösterir. 50 yaşın üstündeki yetişkinlerin yaklaşık oalrak yarısında basur semptomları gözlenir. Basur ilaç ve merhem ile sempomatik tedaviye cevap verir, ileri vakalarda ameliyat yöntemi kullanılarak soruna daha kalıcı çözüm üretilir. Fazla ileri olmayan vakalarda doğru beslenme, çeşitli terapik özelliği olan bitkisel çözümler ve yeterli sıvı tüketimi ile uzun süre kontrol altında tutulabilir. Bu yazımızda basurun sebeplerinden ve basura iyi gelen yiyeceklerden bahsedeceğiz. Bir sonraki yazımızda ise hemoroide iyi gelen bitkisel çözümlerden bahsedecek ve çok ağır olmayan vakalarda cerrahi müdaheleye gerke kalmadan ve fazla ağrı sızı çekmeden uzun süre yaşamak için yapılması gerekenlerden bahsedeceğiz.

Basur sebepleri

Basura sebep olabilecek pek çok etken vardır. Bunların başında lif bakımından yetersiz beslenme, uzun süre hareketsiz şekilde oturma, kronik sinir sistemi rahatsızlıkları, obezite, gebelik, yetersiz sıvı tüketimi gelir. Et ağırlıklı beslenen insanlarda daha sık rastlanır ve rahatsızlığın seyri daha ağırdır. Hepimizin bildiği, ve zaman zaman hissettiği üzere aşırı baharat tüketimi de basura neden olan ve basur belirtilerini arttıran sebeplerin başında gelir. Aslına bakarsanız genel olarak düzensiz ve dengesiz beslenme genel olarak basur sebeplerinin başında gelir ve ne kadar dengeli beslenirsek hemoroidden de o kadar uzak durmayı becerebiliriz.

Basuru Olanların Tüketmesi Gereken Yiyecekler

Yoğurt: Kabızlık basuru olan hastaların en büyük düşmanıdır. Basur ve kabızlık bir araya geldiğinde tuvaletinze Godzilla girmiş gibi hissedersiniz ve bir daha asla dışarı çıkamayacağınızı zannedersiniz. Bu yüzden kabızlığa iyi gelen her yiyecek dolaylı yoldan basura da iyi gelir. Yoğurt ve kefir içerdikleri probiyotikler sayesinde doktorların sindirim sistemi florası dediği sindirime yardımcı olan mikroskopik canlıların oranını düzenler. Sağlıklı sindirim demek daha az kabızlık demektir, daha az kabızlık ise daha hafif geçen hemoroid anlamına gelir.



Meyve sebze: Taze sebze ve meyveler pek çok diğer açıdan da tüketimi konusunda titiz davranmamız gereken yiyeceklerdir. Özellikle lif bakımından zengin sebze ve meyveleri daha sık tüketmek bir yandan gerekli vitamin ve mineraller bakımından zayıf kalmamızı engellerken bir yandan da içerdikleri yüksek lif oranı sayesinde dışkının düzenli ve doğru yumuşaklıkta olmasını sağlar. Lif bakımından zengin sebze meyveler arasında başlıca elma, armut, enginar, yeşil yapraklı sebzeler, avokado sayılabilir.

Basuru Olanların Tüketmesi Sakıncalı Olan Yiyecekler

Basuru sakinleştrien yiyecekler olduğu gibi basuru azdıran yiyecekler de vardır. Bunlardan uzak durmak hemoroid probleminin daha hafif yaşanmasını sağlayabilir. 

Kafein içeren içecekler: Kafein (ve tein içeren çay) içeren içecekler deüretik etkileri ile sindirim sisteminden suyun çekilip idrar oalrak dışarı atılmasına sebep olurlar. Sıvı oranı azalan bağırsaklar da haliyle dışkının daha sert olmasına sebep olur ve kabızlığa yol açabilir (ya da kabızlık problemini arttırabilir). Kahve aynı zamanda mushil etkisi de gösterdiği için tuvalete gitme düzeninizi de bozabilir. Kafeinli içeceklerin yarattığı ilk izlenim daha sık tuvalete gitmemize sebep oldukları için basura da iyi gelecekleri yönündedir ancak uzun vadede etkileri tam tersi yönde olur. Hemoroid sorunu olanlar kahve, çay, yeşil çay ve kolalı içecekleri azaltmalıdır.

Sodyum içeren (tuzlu) yiyecekler: Tuzlu yiyecekler tansiyonun geçici ve sürekli olarak yükselmesine neden olurlar. Damarların içinde kan basıncı yükseldiğinde hali hazırda şişmiş olan rektal ve anüs bölgesindeki toplardamarlar daha fazla şişer ve hemoroid ağrılarının artmasına sebep olur. Bunun sonucunda bir yandan basur ağrıları artarken bir yandan da kanamalar ağırlaşabilir.

Hemoroid ile ilgili genel tavsiyeler

  • Sıvı tüketiminize dikkat edin. Susuz kalmak hem kabızlığa sebep olur hem de damarlar üzerinde basıncın artmasına yol açarak basuru azdırır.
  • Aşırı baharat ve protein ağırlıklı beslenmekten kaçının. Lif oranı yüksek yiyeceklere önem verin.
  • Hareketsizlik basurun başlıca sebeplerindendir, elinizden geldiğince düzenli egzersiz yapın
  • Bütün gün oturarak çalışıyorsanız kendinizi her yarım saatte bir ya da saat başlarında yerinizden kalkarak bir kaç adım atmaya alıştırın. 





12 Mayıs 2014 Pazartesi

Astıma iyi gelen yiyecekler
Astım tedavisi olan bir hastalık değildir. Akciğerlerimizdeki hava yollarının yani bronşların çeşitli sebeplerle infalmmasyonu sonucu nefes almada zorluk şeklinde kendini gösterir. Allerjenler başta olmak üzere çeşitli sebepleri vardır. Daha ayrıntılı bir astım yazısı yazmam gerekecek ama şimdi bir uvertur olarak astım hastalarının dietlerinde mutlaka olması gereken yiyeceklerden bahsedeceğim. Bunu astım hastalarının uzak durması gereken yiyecekler izleyecek. Daha sonra ise sakin kafayla biraz daha nüanslı astımla baş etmek için edinmemiz gereken alışkanlıklar, hayat stili değişiklikleri üzerine bir ya da iki yazı daha yazacağım. Kısacası bu yazı ile ufak bir yazı dizisinin başlangıcını yapıyoruz.



İlk cümlede de yazdığım gibi astım tedavisi olan bir hastlaık değil. Eğer astım hastsıysanız bütün hayatınız boyunca değişen şiddetlerde astım krizleri yaşamınızın bir parçası olacak. Ancak astım kizlerini azaltmanın ve daha hafif geçmelerini sağlamanın çeşitli yolları var. Doktoronuzun yazacağı ilçalara ek olarak diyetinizde yapacağınız ufak tefek değişiklikler de astımlı bir hasta olarak hayat kalitenizin daha yüksek olmasını sağlayacak.

Omega 3

Omega 3 yağ asitlerinin iyi gelmediği bir şey var mı acaba? Omega - 3 eksikliği çekenlerin, ya da Omega 3 bakımından yeteri kadar zengin bir deiete sahip olmayan insanların astıma yakalanma ve daha ağır astım krizleri geçirme ihtimalinin daha fazla olduğu bilimiyor. (1) Omega 3 eksikliğinin astım ile ne ilişkisi olduğu tam oalrak bilinmese de Omega 3 bakımından zengin bir diyet ile beslenen bireyler astıma daha az yakalanıyor. Gerçi astımın genel olarak sebebi bilinmediği için (bu konuda daha zonra kendi başına bir yazı gelecek) çok da önemi yok. Kısacası omega 3 içeren gıdaları tüketmek astım açısından faydalı olacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir nokta omega 3 çoğu zaman omega 6 da içeren yiyeceklerde bol miktarda bulunuyor ve Omega 6 enflamasyon (inflammation) arttırıcı bir etkiye sahip. Örneğin deniz ürünlerinde omega 3 oranı yüksek. Ancak her balık omega 6 / omega 3 dengesi bakımından aynı derecede sağlıklı değil. Örneğin yağda satılan konserve ton blaığının O6/O3 oranı 13:1 iken taze ya da donmuş somonun omega 6 / omega 3 oranı 0:1. Yani somon hemen hemen hiç omega 6 içermiyor. Normal günlük diyetimizi için ideal O6/O3 oranı hakkında değişik tavsiyeler olsa da 4:1 oranının prtalama Japon ailesinin diyetine çok yakın olduğu biliniyor ki kalp ve damar hastalıkları bakımından Japonya en sağlıklı ülkelerden birisi. (2)


Astım hastalarına tavsiye edilen bazı yiyecekler

Pek çok kuruyemiş de omega asitleri bakımından zengin. Ancak pek çok kuruyemiş daha çok omega 6 içeriyor. Omega 3 dengesi için önereceğimiz yemiş ise cevizden başkası değil. Omega 3 dengesi için ne kötü kuruyemiş ise kabak çekirdeği. (Omega 6/Omega 3 oranı 108:1)

Şimdi burada durup bir açıklama yapmak gerek. Omega 3 bakımından zengin bir diyet sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmazlardan. Ancak astım kesin çözümü olmayan ancak idare edilebilen bir hastalık ve diyetinizi ne kadar mükemmel olursa olsun astımdan omega 3 ya da başka bir yiyecek ile kurtulmak mümkün değil. Kısacası astıma iyi gelen yiyecekler var ancak astımı iyileştiren iyiyecekler malesef yok.

Omega 3 bakımından zengin yiyecekler arasında deniz ürünlerinin yanında ceviz, badem, flaks çekirdeği ve flaks yağı, balık yağı, balık yumurtası, fesleğen, kekik, asma yaprağı (salamura da olur), brokoli var. (tam liste için kaynak (3)). 

Bunun yanı sıra antioksidanlar vücudun direncini arttırıp metabolizmanın işleyişini düzenlediği için genellikle astım için iyi gelen yiyecekler arasında bol antioksidan içerenler de bulunur. Yeşil sebze meyveler, deniz ürünleri, beta kraoten içeren canlı renkli meyveler astım için tavsiye edilen yiyecekler arasında. Kafein ve tein geçici olarak bronşlarda genişlemeye sebep olduğu için genellikle astım krizi belirtilerini azaltır. Elbette ilacınızın yerini tutmaz ama astım krizi sırasında eğer yanınızda ilaç yoksa sıcak ve taze pişirilmiş kahve buharı krizi daha hafif atlatmanızı sağlayabilir. 

Ek olarak özellikle C ve E vitaminleri bakımından eksiklik yaşamamak, magnezyum ve selenyumca zengin bir beslenme düzeni oturtmak da astımla olan savaşınızda size yardımcı olacak önlemler. Astım konusunda yazmaya deva edeceğim. Bir sonraki yazımız astıma iyi gelmeyen, astımlıların uzak durması gereken yiyecekler üzerine olacak.
Kaynakça

(1) http://www.webmd.com/asthma/guide/asthma-diet-what-you-should-know
(2) http://en.wikipedia.org/wiki/Ratio_of_fatty_acids_in_different_foods
(3) http://nutritiondata.self.com/foods-000140000000000000000-1.html

10 Mayıs 2014 Cumartesi

WebMd Enginar Yazısı
Daha önce enginar ile ilgili bir kaç yazı yazdım. Bu yazılarda enginarın hangi rahatsızlıklara iyi geldiğini ve diğer faydalarını kısaca anlatmaya çalıştım. Bu yazıda ise ünlü tıp web sitesi WebMD'de yayınlanan enginar üstüne bir yazıdan alıntılar yaparak bu muhteşem sebzeyi daha yakıdnan tanıtmaya çalışacağım. Bir yandan da aslında Akdeniz havzasına özgü bu sebzenin aslında tüm dünyada faydaları ve iyi geldiği hastalıklar ile beraber çok da iyi bilindiğini anlatmaya çalışacağım.



İş iyi gelen yiyecekler üzerine yazmaya, düşünmeye geldiğinde biz Akdeniz insanları biraz kibirli bir hal alıyoruz. Batılı gelişmiş ülkelerde yaşayan insanları ve onlara tavsiyelerde bulunan uzmanları bizim tanıdığımız ve nesiller boyunca faydalarından yararlandığımız bitkiler konusunda cahil ya da ilgisiz zannediyoruz. Oysa internette kısa bir araştırma bile örneğin enginar konusunda pek çok ayrıntılı yazının ve hatta bilimsel araştırmanın batılı ülkelerde batılılar tarafından yazıdığını görmek için yeterli. Örneğin, dünyanın belki de en prestijli online tıp kaynakları ve sağlık tavsiyeleri web sitesi WebMD bile enginar hakkında bir iki paragraflık bir yazı yayınlamak ile kalmamış, aynı zamanda bir de tarif dahi vermiş. Kısacası, anlayacağımız enginar da sadece bize ait olan mucizelerden birisi değil. Arada sırada hakkında yazı yazdığım yiyecekler ve otlar hakkında en ayrıntılı bilgileri yine ingilizce kaynaklarda görmek beni üzüyor. Bu coğrafyada çağlar boyunca birikmiş olan binlerce senelik bilgeliğin bizzat bu bilgeliğin kaynağı olanların torunları tarafından bu kadar az bilinmesi, kulaktan dolma bilgiler ile geçiştirilmesi beni üzüyor. Enginer belki de bunun en küçük ve önemsiz örneklerinden birisi. Ne de olsa lezzetli ve sadece biz Egeli Türk'lerin değil İspanyol ve İtalyanların da yakından tanıdığı bir sebze enginar ve ününün taa Amerika'lara kadar ulaşması da şaşırtıcı değil elbette. Ancak yine de en rahtılıkla ulaştığım kaynakların Türk üniversitelerinde yapılan ve Türkçe yayınlanan çalışmalar olmasını isterdim. Belki bu çalışmalar mevcut ve benim haberim yok. Ancak bu şikayetimin temel sebebini ortadan kaldırmıyor. Eğer bu çalışmalar var ise neden bilgi çağında hemen herkesin ulaşabileceği şekilde ortada değil? Neyse, bunlar derin konular, biz enginar hakkında Web MD'nin söylediklerine geçelim. Biraz özetleyecek ve alıntı yapacağım, yazının İngilizce orijinaline yazının en altındaki linkten ulaşabilirsiniz.

Yunan mitolojisinde enginar'ın yaratılışı Zeus'un aşk acısı ile ilgisini ve sevgisini bir dikene yöneltmesine bağlanır (Bir sebzenin kökenine dair hikayeye Zeus'u dahil etmek bile Antik Yunan'da bu sebzeye verilen değeri anlatmaya yeter de artar bile ama devam edelim). Antik zamanlarda enginar idrar sökücü, nefes açıcı, afrodizyak ve hatta deodorant olarak bile kullanılmıştır. 

Bizim yediğimiz enginar aslında boyu bir buçuk metreyi aşabilen dikensi bir çiçeğin sap kısmındaki etli parçadır. Dikenli yaprakları yüzünden enginar yemeye hazır hale getirilmesi zahmetli bir bitkidir. Ancak enginar hazırlamak için çektiğiniz tüm acıalra değer. Çünkü enginar iyi bir lif, folate, C ve K viamini kaynağıdır. Enginar ayrıca baştan ayağa antioksidanlar ile yüklüdür. Öyle ki USDA (A.B.D Tarım Bakanlığı) En Çok Antioksidan İçeren 20 Yiyecek listesinde yedinci sıradadır.
İşte gördüğünüz gibi enginara hakkını veren sadece biz değiliz. 

6 Mayıs 2014 Salı

Enginar Mucizesi 2 - Enginarın faydaları
Önceki yazıda enginar dediğimiz o muhteşem sebzeden bahsetmiştim kısaca. (Enginar Mucizesi 1) Bu yazıda ise enginarın faydalarından bahsedeceğim. Okuyunca göreceğiniz gibi enginar sadece karaciğere iyi gelen bir yiyecek değil, daha pek çok marifeti olan bir yapraklı ecza deposu.
Eski mısırda doğurganlık ve fedakarlık simgesi olması, tahıllardan sonra ilk evcilleştirilen bitkilerden olması boşuna değil. Yok yere ona sebzelerin sultanı demiyoruz, kısacası.



Enginar Kolesterolü Düşürücü Etkiye Sahiptir

Kolesterolün kötü bir şey olduğunu, HDL ve LDL olmak üzere iki tip olduğunu ve kötü kolesterol olarak da bilinen LDL'nin yüksek, iyi kolesterol olarak da bilinen HDL'nin de nispeten yüksek olmasının sağlığımız için iyi olduğunu artık öğrenmişizdir herhalde. Enginar toplam kolesterol seviyesini düşürücü bir etkiye sahiptir. İçerdiği cynarin (sinarin) maddesinin kolesterolu düşürücü etkisi 1970'lerden bu yana bilinmektedir (kaynaklar için aşağıya bakınız). 1970 lerde yapılan ve 2000li yıllarda tekrar edilen çalışmalarda 6 hafta boyunca enginar yaprağı (standart olması için yaprakların özü çıkartılıp eşit büyüklükteki dozlara bölünmüştür) verilen yüksek kolesterol hastalarının klinik deney sonrasında yapılan ölçümlerde kolesterol seviyelerinde yüzde 18e varan düşüşler gözlenmiştir. Elbette burada hatırlanması gerken önemli bir nokta kolesterolü düşürme etkisi olan cynarin enginarın daha çok yapraklarında bulunur. Bu da enginar yemeği yaparken İstanbul usülü (sadece çanak kısımları) yerine İzmir usülü (yapraklarla beraber dörde bölünmüş şekilde ya da dolması yapılarak pişirmenin tercih edilmesi gerektiğini anlatıyor bize. Eğer kolesterol düşürücü etkisinden maksimum faydayı elde etmek istiyorsanız enginarı yaprakları ile birlikte pişirin ve afiyetle yiyin.

Enginar Sindirimi Düzenler

Enginar ve özellikle enginar yaprağı karaciğerde safra üretimini arttırarak yağların (yani ağır yemeklerin) sindirilmesini kolaylaştırır. Sık sık mide ağrısından şikayet eden hastalar diyetlerine daha fazla enginar katarak mide ağrıalrını azaltabilir ya da daha az şiddetli geçmesini sağlayabilirler. Enginar yaprağı özü kullanan hastaların bağırsak fonksiyonlarında da düzelme gözlenmiş ve büyük abdestlerinin daha düzenli hale geldiği görülmüştür. 

Enginar Karaciğerinizin En  Büyük Dostudur

Bu konuda çok fazla yazacak bir şey yok aslında. Enginar'ın karaciğerin iyi dostu olduğu, karaciğere iyi gelen yiyeceklerin başında enginarın geldiği sağlıklı yemek konusuna meraklı olsun olmasın artık herkesin bildiği bir şey. Bol bol enginar yiyerek bütün vücudunuzun kimyasal dengesini sağlayan karaciğerinize iyi bir hediye verin. 

Enginar Kanser Riskini Azaltır

Bu belki de gereğinden daha cüretkarca bir iddia. Bu konuda güvenle referans vereceğim akademik çalışmalar öyle fazla değil ancak bir kaç üniversitede yapılan çalışmalarda enginar yaprağının lösemili hücrelerin yayılmasını engelleyici bir özellik sergilediği ve diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasının iyileşme ve tedavi sürecini hızlandırabileceği yönünde bulgular elde edilmiş. Zaten bol bol antioksidan içerdiği ve antioksidanların da kanserle mücadelede önemli bir rolu olduğunu düşünürsek enginarın kanser önleyici özelliği olduğuna inanmak için ille de özellikle enginar üstüne yapılmış bir enginar ve kanser riski araştırmasına gerek duymayız. Elbette siz yine de "ooo hacı ben haftada üç beş enginar lüpletirim" deyip kanser riskinizin sıfırlandığını, kolesterol problemi asla yaşamayacağınızı, sindiriminizin makine gibi çalışacağını düşünmeyin. Hayat tarzınızı be genel beslenme düzeninizi de sağlık risklerini en az seviyeye çekecek şekilde düzenleyin.




5 Mayıs 2014 Pazartesi

Enginar mucizesi 1- Enginar nedir, nasıl yenir?
Bir önceki yazıda karaciğere iyi gelen yiyeceklerden bahsetmiştim. O yazıda enginar'ın adı dahi geçmemişti. Elbette enginarın karaciğere faydalarını gözden kaçıracak ya da unutacak kadar şuursuz değilim daha. Amacım kanımca sebzelerin şahı olan enginara kendi özel yazısını armağan etmekti. Enginar gerçekten tam bir doğa mucizesi ve sadece karaciğere olan faydaları ile onu bir yazının bir köşesinde bahsederek geçiştirmek gerçekten de haksızlık olurdu.



Enginar papatyagillerden dikenli çok senelik bir bitkidir. 150 santimetreye kadar boylanabilir, mavi - mor çiöekler açar. Böyle tarif edince nasıl bir mucize olduğu pek anlaşılmıyor değil mi? Karaciğere iyi gelir, antioksidan hazinesidir, kolesterolü dengeler, detoks kürlerinin vazgeçilmezidir, safra üretimini arttırır ve sindirimi rahatlatır, kanserojen maddelerin vucuttan atılmasını sağlar, ve daha niceleri. Evet, enginarın faydalarını bu şekilde sayınca kulağa gerçekten de sebzelerin şahı gibi gelmeye başlıyor, ne dersiniz? Elbette bu kadar faydası olan, bunca faydalı kimyasalla bezenmiş sebze ancak ilaç niyetine yenir, tadı bir şeye benzemez kuşkusuz. Ahh, işte enginarın sebzelerin sultanı olmasının asıl sebebi de burada yatıyor. Onca faydasına rağmen enginar aynı zamanda en lezzetli sebzelerden birisidir. Bezelye ya da iç bakla ya da her ikisi ile birden enfes bir zeytinyağlı yemek olur. Körplerinden, eğer biraz zahmete girmeye razıysanız, mükemmel bir dolma yapabilirsiniz. Ve kaliteli bi zeytinyağı ile pişirilip dereotu ile tatlandırıldığında enginar dünyanın belki de en lezzetli yiyeceklerinden birine dönüşür.

Bir yandan ecza dolabı kadar çok yönlü ve faydalı bir yandan benim diyen yiyecek kadar lezzetli, insan daha ne ister?

Daha kolay ayıklanmasını...Enginarın bir kötü tarafı barsa o da bütün sene boyunca el altında olmaması ve en bol olduğu dönemde bile arzu ettiğiniz kadar tüketemeyeceğiniz kadar pahalı olmasıdır. Bir de elbette gerçekten zor ayıklanıyor olması da canınızı sıkabilir. Ancak hiç bir iyi sonuç mücadele etmeden alınmaz ve enginarın lezzet deposu kalbine ulaşmak için de dikenli yapraklarından aşmak gereklidir. 

Enginar tam bir Akdeniz bitkisidir. Tarihi çok eskilere dayanır. Tahılların ardından ilk ekim ve dikimi yapılan sebzelerden birisi olduğu düşünülür. Eski Mısır'da hiyerogliflerde fedakarlık ve doğurganlık simgeleri olarak kullanılmıştır. Akdeniz havzasının bu mükemmel bitkisini İspanyollar 1600 lerde Amerika'ya götürseler dahi 1900'lerin başına kadar populer bir yiyecek haline gelmemiştir. Şimdilerde ise detoksa merak sarmış sağlık gurularının ve mutfak bloggerlarının ağzından düşürmediği sebzelerden birisi haline gelmiştir. Dua edin de enginar ihracatı başlayıp bu mükemmel sebzenin iyice el yakar fiyatlara çıkmasına sebep olmasın.

Bir sonraki yazıda enginar'ın faydalarından bahsedeceğim.